En imkansız zamanlarda bir kelime vardı dudaklarımda.Konulduğu her cümleyi kendine benzeten,özendiren...En imkansız mekanlarda bir kimse vardı yanımda.Gittiği yere nefesini götüren,gülümseten...Neydi, kimdi bilmek kısmet değildi belki de,belki de bilinmek istemedi,belki de hep zamansız olmak istedi.Geldiği gibi gitmek istedi belki de...
Mavilikti, görülemeyecek kadar maviydi adı.Uçurumun ucunda hayata dört elle sarılmaktı.Ağlamaktı okyanusları kıskandıracak kadar ağlamak.Çığlıkları imrendirecek kadar susmak. Belki de hayatın en mutlu yanında acıydı...
Evet adı aşktı onun.Gelirken aşk, giderken ayrılık.Zamanla özlem, ölümde umut...Üç harfli bir sözcük hakkını veriyordu anlamının.Sarmaşık gibi sarıyordu insanları.En çaresiz dert oluyordu ki tabibler çare olamıyordu bu derde.Bütün ihtişamıyla saltanatını kuruyordu bedenlere...
Bana da uğramıştı bilirsin vaktiyle.Sana da göz süsmüştü hani.Şimdi yanımda değil kendisi.Gİtti.Giderken bir isim doladı dudaklarıma onu unutmayım diye. Ayrılık.Gecelerce bir sancı oldu vücudumda ayrılık ve bir gün zamanı geldi o da gitti.Gİderken o da bir isim fısıldadı kulağıma. Yalnızlık.Ve öğüt verdi üşüten sesiyle ' Onu çok seveceksin korkma...'