Mukaddes mekanları ziyaret ederken geçmiş zaman önümüzde bir kitabın sayfaları gibi açılıyor, haccı yeniden ihya eden Hz. İbrahim'e varıyor, Hz. Hacer'i müşahede ediyor, İsmail'in Zemzem kuyusunun başında tepinmesini görüyor gibi oluyoruz.Sonra asırları atlayarak Efendimiz devrine geliyor; Safa-Merve arasında sa'y yaparken müşriklerin uzaktan uzağa onlara melul ve mükedder baktıklarını görüyor ve ashabın Resullullah'ın (sas) emrine uyarak çalımlı bir şekilde koştuklarını görüyor gibi oluyoruz. Safa-Merve arasında dört gidiş, üç geliş esnasında Hz. Hacer annemizin duygularını yaşamaya çalışıyor, bir zamanlar Kabe' nin içine doldurulmuş putlardan temizlemesini hatırlıyor, her Safa'ya çıkışta her Merve'ye tırmanışta Kabe'ye dönüyor, direkler arasından yine bir selamlamada bulunuyoruz. Putlardan temizlenişine selam, gerçek tevhidi buluşuna selam ve bizim bu lütuf ve ihsana erişimize selam... Selam verme makamına kavuşmamızdan ötürü selam diyor, her fırsatı değerlendiriyor ve sürekli Kabe'yi selamlıyoruz. Bunları yaparken üzerimizde bir kefen mahiyetindeki ihramı taşıyoruz, mahşerin bir benzerini yaşıyormuşuz gibi dünya ve dünyaya ait bütün sahip olduğumuz makamdan, servet ve imkandan uzaklaşmış bir vaziyette, sanki yürüyen bir cenaze gibiyiz...
alıntı