 |
 |
 |
|
|İslâm Tâlebesi|
Site Sahibi
    
Cömertliği: 4237
Online
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 3701
'En Büyük Sloganım Bu, Daimen: ALLÂH-U EKBER!'
| |
 |
 |
 |
|
 |
« : Ağustos 09, 2007, 02:11:41 pm » |
|
Hanefî mezhebinde olan bir kimse, giriş çıkış günleri hariç onbeş günden az kalmak niyeti ile yüzdört kilometre ve daha uzak
bir yere giderse misafir olur.
Seferî veya misafir olmak demek, yolcu olmak demektir. Misafir, dört rekatli farz namazları iki rekat kılar. İmâma uyarsa,
yine dört rekat kılar. Misafir imâm olursa, ikinci rekatın sonunda selâm verir. Sonra cemâat namazlarını tamamlamak için
ikişer rekat daha kılarlar.
Seferî olan bir kimse, mest üzerine üç gün, üç gece mesh edebilir. Orucunu bozabilir. Yolcu rahat ise orucunu bozmaması daha
iyidir. Kurban kesmesi vâcib olmaz. Cuma namazı da seferî olana farz değildir.
Namaz vaktinin sonunda sefere çıkan kimse bu namazı kılmamış ise, iki rekat kılar. Fakat vaktin sonunda vatanına gelen, bu
vaktin namazını kılmamış ise dört rekat kılar.
Nâfile namazları ayakta kılmağa gücü yeterken, oturarak kılmak, her zaman ve her yerde câizdir. Oturarak kılarken, rükû için
bedeni ile eğilir. Secde için, başını yere kor. Lâkin, özrü yok iken nâfileleri oturarak kılana, ayakta kılanın yarısı kadar
sevâb verilir. Beş vakit namazın sünnetleri ve terâvih namazı da, nâfile namazıdır. Yolda, yanî şehir, köy hâricinde, nâfile
namazları hayvan üzerinde kılmak câizdir. Kıbleye dönmek ve rükû ve secde yapmak lâzım değildir. Îmâ ile kılar. Yanî, rükû
için, bedeni ile biraz eğilir. Secde için, bundan dahâ çok eğilir. Hayvan üzerinde fazla necâset bulunması, namaza mâni
değildir. Yerde nâfile kılarken yorulanın, bastona, insana, dıvara dayanıp kılması, câiz olur. Kendi yürürken namaz kılmak
sahîh değildir.
Farz ve vâcib namazları, şehir hâricinde, ancak özür olunca, hayvan üstünde kılabilir. Özür, inince arkadaşlarının gidip
yalnız kalması, canı, malı, hayvanı için, hırsız korkusu olması, yerin çamur olması, hayvana binmekten âciz olmak gibi
şeylerdir. Mümkün ise, hayvanı kıbleye karşı durdurup kılar. Mümkün değil ise, hareket cihetlerinde kılar. Hayvan üzerindeki
mahmel denilen sandık gibi şeylerin içinde kılmak da, böyledir. Hayvan durdurulup, mahmelin altına direk konursa, (Serîr),
yanî masa, kanape gibi olup, yerde kılmak demektir. Kıbleye karşı ayakta kılması lâzım olur.
Gemide namaz kılmak, Cafer Tayyâr hazretleri Habeşistana giderken, Resûlullahın (S.a.v) O'na öğretdiği gibi, şöyledir:
Hareket eden gemide, özrü olmadan farz ve vâcib de kılınır. Gemide cemâat ile kılınabilir. Hareket eden gemide de, îmâ ile
kılmak câiz olmayıp, rükû ve secde yapar. Kıbleye dönmesi de lâzımdır. Namaza başlarken kıbleye karşı durur. Gemi döndükçe,
kendisi kıbleye döner.
Deniz ortasında demirlemiş gemi, çok sallanıyor ise, giden gemi gibidir. Az sallanıyorsa, sâhilde duran gemi gibidir. Sâhilde
duran gemide farzlar oturarak kılınmaz. Sâhile çıkmak mümkün ise, ayakta kılmak da sahîh olmayıp, karaya çıkıp kılmak
lâzımdır. Malı, canı veyâ geminin hareket etmek tehlikesi varsa, gemide ayakta kılması câiz olur.
İki tekerlekli olup da, hayvana bağlanmadan yerde düz duramayan arabada, dururken de, giderken de, namaz kılmak, hayvan
üzerinde kılmak gibidir. Dört tekerlekli araba, dururken serîr, masa gibidir. Hareket ederken ise, hayvan için yukarıda
yazılı özürlerle, içinde farz kılınabilir ve arabayı durdurup kıbleye karşı kılar. Durduramazsa, giden gemideki gibi kılar).
Hareket esnâsında kıbleye dönemiyen, Şâfiî veya Malikî mezheblerindene birini taklîd ederek, iki namazı beraber kılar. Buna
da imkân olmazsa, kıbleye dönmesi sâkıt olur. Sandalyede, koltukta oturarak, îmâ ile namaz kılmak, hiçkimseye câiz değildir.
Otobüste, tayyârede namaz kılmak, arabada kılmak gibidir.
Farzları ve vâcibleri, yolculukta zaruret olmadıkça hayvan üzerinde kılmamalıdır. Vasıtaları durdurup, kıbleye karşı ve
ayakta kılmalıdır. Bunun için vasıtaya binmeden gerekli tedbirleri önceden almalıdır.
Otobüste, trende, dalgalı denizde kıbleye dönemiyenlerin namazda göğsü kıbleden ayrılırsa namaz bozulur. Farz namazları
kılınmış olmaz. Vasıtayı durdurup kıbleye dönemiyenler, yolda oldukları müddetçe Şâfiî veya Malikî mezheblerinden birini
taklîd ederek, öğle ve ikindiyi ve akşam ile yatsıyı, cemedebilir. Yanî seferde iken bu iki namazı birbiri arkasına kılar.
Çünkü bu iki mezhebde yolculukta, ikindiyi öğle namazı vaktinde ve yatsıyı akşam namazı vaktinde takdîm ederek kılmak,
veyahut öğleyi ikindi vaktine ve akşamı, yatsı namazı vaktine tehîr ederek, iki namazı bir arada kılmak câizdir. Bunun için,
Hanefî mezhebinde olan yolda kıbleye dönemiyecek ise, yola çıktıktan sonra, gündüz bir yerde durduğu zaman, öğle vaktinde
öğleyi kılınca hemen ikindiyi de kılmalı, gece durulduğu zaman, yatsı vaktinde akşamı ve sonra yatsıyı bir arada kılmalı ve
bu dört namaza niyet ederken ((Maliki veya Şafiî mezhebini taklîd ederek edâ ediyorum) diye niyet etmeli, yanî kalbinden
geçirmelidir. Yola çıkmadan veya yolculuk bittikten sonra, iki vaktin namazı birlikte kılınmaz.
|