Buyukdinislam.Com
 
*
Selamun Aleyküm, Ziyaretçi Kardeş. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Eylül 08, 2008, 06:39:53 am


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İbn-ul Hattab  (Okunma Sayısı 342 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi Kardeş konuyu incelemekte.
tHe sLave

Site Sahibi
*****



Cömertliği: 3272

Online Online

Cinsiyet: Bay

Mesaj Sayısı: 3103

'En Büyük Sloganım Bu, Daimen: ALLÂH-U EKBER!'


WWW
« : Şubat 07, 2008, 06:05:10 pm »

Gerilla ismi yada Kod adı: Ibn-ul-Hattab veya Hattab
Gerçek ismi: Gizli
Görevi: Kafkasya Yabancı Mücahidler Kumandanı
Doğum Yılı: 1970
Uyruğu: GCC üyelerine ait Arap Körfezinde bir ülke
Bildiği diller: Arapça, Rusça, İngizilizce, Paştu
Doğum yeri: Arap Körfezi
Cihad deneyimi: 12 yıl
Cihada katıldığı yerler: Afganistan, Tacikistan, Çeçenistan

Arap Körfezinde varlıklı ve kültürlü bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Çok cesur , kuvvetli ve gözüpek bir genç olarak yetişen Hattab Ingilizce eğitimi aldıktan sonra 1987 yılında bir Amerikan Lisesinde okuma hakkı kazandı. Aynı yıl istilacı Rus ordusuna karşı Afganistan Cihadını en yoğun dönemlerindeydi. Dünyanın dört bir tarafından müslüman gençler Şeyh Abdullah Azzam (1989 da suikast sonucu şehid oldu), Şeyh Tamim Adnani (vefat 1988) ve Usama bin Ladin gibi İslami kimliği ile öne çıkmış kişilerin Cihad çağrılarına icabet ederek Afganistana akın etmekteydiler.

Dünyanın Süper Güç olarak kabul ettiği Rusyaya karşı yapılan mücadele ve gösterilen olağanüstü kahramanlıklar müslümanlar arasında yayılıyordu. A.B.D. de eğitimine devam edeceği zaman geldiğinde Hattab birçok arkadaşının ve akrabalarının yaptığı gibi Afganistana kısa bir ziyarette bulunmaya karar verdi. 1987 de ailesi ile vedalaşıp evinden ayrılan Hattab o günden sonra bir daha evine, ailesinin yanına dönmedi.

Bir mücahid, Hattabın ilk kez Celalabad daki eğitim kampına geldiğinde gördüğü zamanki izlenimlerini şöyle anlatıyor.
“Celalabad daki eğitim kampı hemen hergün gelen ve gidenlerle dolup boşalıyordu. Ruslara karşı büyük bir operasyon hazırlığı içindeydik, eğitimini tamamlayanlar eşyalarını alıp cepheye gidiyorlardı. Biz cepheye gitmek için yola çıkarken yeni bir grup geldi. Hattabı ilk kez o zaman gördüm. 16-17 yaşlarında henüz sakalları yeni yeni çıkan uzun saçlı bir genç…Henüz gelmişti, ilk yaptığı şey kamp komutanlarına gidip kendisini cepheye göndermesi için yalvarmak oldu. Komutanlar gitmesine müsade etmediler. Yanına gidip kendisini tebrik ettim ve adını sordum. “– Ibn-ul-Hattab” la böylece tanışmış
oldum. ”

Hattab eğitimini tamamladıktan sonra cepheye gitti. Eğitimini veren komutanlardan biri, 1987 yılında Jaji deki ünlü Aslan Yuvası Operasyonunda komuta etmiş olan Hassan as-Sarehi idi. [Hassan As-Sarehi'ye bir suç ithamında bulunulduğundan dolayı 1996 dan bu yana Cidde/Suudi Arabistanda bulunan bir hapishanede bulunmaktadır.]

Sonraki 6 yılda, artık Hattab 20. yüzyılın gördüğü en cesur ve çetin Mücahid
Kumandanları arasına girmiştir. Karşı saldırı ve ateşlerden kaçmaması ve
yaralandığında acısını gizlemesi ile tanınır. Hem normal hem de özel Sovyet güçlerine karşı birçok operasyon, pusu ve baskınlarda bulunmuş ve 1988–1993 yılları arasında içlerinde Celalabad, Host ve Kabil ün ele geçirilmesininde (fethininde) bulunduğu Afganistandaki bütün önemli operasyonlara katılmıştır. Allah’ın inayeti ile birçok kez ölüm tehlikesi atlatmıştır.

Bir mücahid, Hattab’ın Afganistan’da karnından 12.7 mm’lik ağır bir makinalı
mermisi ile yaralanmasını şöyle anlatıyor. (12.7 mm ‘lik bu silah zırh delici olarak kullanılmaktadır ve insan vücuduna isabet etse onu kıyma haline getirir, bunu her askeri uzman tasdik edecektir.)

“Operasyon sırasında biz cephe gerişinde ufak bir evde idik. Akşam olmuştu ve savaş çok çetin bir şekilde devam ediyordu. Hattab birden odadan içeri girdi, yüzü solgundu, birsey olmamis gibi davranmaya calişıyordu. Yavaşça yürüyerek bize doğru geldi ve yanımıza oturdu. Herhangi bir acı ifadesi göstermiyordu ama birşeylerin yanlış gittiğini anlamıştık, genellikle suskun birisi olmayan Hattab, oldukça sessizdi. Yaralanıp yaralanmadığını sorduk. Ufak bir sıyrık, önemli birşey yok, dedi. Bir kardeş yanına gidip yarasına bakmak istediğinde önemli birşeyin olmadığını tekrar ederek onu geri çevirmeye çalıştı ama kardeş Hattabı zorlayarak yaraya baktı, elini karnına koydu. Hattabın yarası şiddetli bir şekilde kanıyordu, elbisesi tamamen kana bulanmıştı. Hemen bir araç çağırarak onu bir an önce en yakın hastaneye ulaştırmak için harekete geçtiğimizde halen bunun hafif bir yara olduğunu önemli bir durumun olmadığını söylüyordu.”
Afganistanda el yapımı bir el bombasını atarken elinde patlaması sonucu sağ elinin iki parmağını kaybetti. Mücahidler Peşavara gidip orada tedavi olması için ikna etmeye çalıştılar isede o, Hz.Muhammed (S.A.V.) efendimizin sünneti üzere yarasını biraz bal ile sarmış ve arkadaşlarının teklifini reddedmiş, bunun için Peşavar’a kadar gitmeye gerek yok demiştir. Parmaklarını halen benzer bir şekilde bandajlıdır.

Komunistler bozguna uğrayıp, Sovyet ordusu Afganistanı terk etmek zorunda kaldığı zaman, Hattab ve bir grup arkadaşı bu sefer Tacikistan’da aynı düşmana karşı bir savaşın haberini aldılar. Bunun üzerine eşyalarını toplayarak bu grupla beraber 1993 yılında Tacikistanın yolunu tuttu. Tacikistanda 2 yıl boyunca karlı, dağlık arazide cephane ve mühimmat eksikliği içinde mücadele ettiler.

Tacikistanda geçen 2 yıl sonunda, Hattab 1995 yılları başında küçük grubu ile
Afganistana döndü. O zamanlar, islami tavır ve kararlılıkları ile herkesi şaşırtan
Çeçenlerin Ruslara karşı savaşı yeni yeni başlıyordu.
Hattab bir akşam uydu televizyonunda gördüğü Çeçenistan haberi görüntüleri üzerine hissettiklerini şöyle açıklıyor:

“Üzerinde ‘La ilahe illallah’ yazılı saç bantları takan ve tekbir getiren Çeçenleri
gördüğüm zaman Çeçenistanda bir cihad olduğuna ve oraya gitmem gerektiğine karar verdim. ”

Hattab, 1995 yılının baharında Afganistandan 8 mücahid arkadaşı ile birlikte
Çeçenistana geçti. Afganistan ve Tacikistanda yaşananlar, Çeçenistan'da 4 yılda yaşanan kahramanlıklar yanında çocuk oyuncağı gibi kaldı. Resmi Rus kaynaklarına göre 3 yıllık Çeçen Rus savaşında öldürülen Rus askeri sayısı Afganistandaki 10 yıllık kayıplarından fazla idi
Hattab ve arkadaşları Afganistandan geldiklerinde bölgelerindeki Çeçenlere savaş ve islami eğitim vermekle işe başladılar. Çeçenistanda (Khartoshoi 1995, Şatoy 1996, Yashmardy 1996) ve Rusya içinde (Dağıstan 1997 ve şimdi) çok önemli operasyonlara katıldılar.

En şanlı operasyonlarından birisi, 16 Nisan 1996 tarihinde komutasındaki 50 kişilik mücahid grubuyla 50 araçtan oluşan Rus konvoyunu imha ettikleri Şatoi Pususudur. Resmi Rus kaynakları bu pusuda 26 sı rütbeli olmak üzere 223 Rus askerinin öldüğünü ve bütün araçların bertaraf edildiğini bildirmişti. Bu operasyon Moskovada 2 veya 3 Rus generalinin görevlerinden alınmasına sebeb olmuş ve Boris Yeltsin operasyonla ilgili haberleri Rus Parlementosunda bizzat duyurmuştu. 5 mücahidin şehitlik mertebesine ulaştığı bu operasyon filme alınmış ve fotoğraflarla tarihe kaydedilmiştir.

Bundan birkaç ay sonra Hattab grubu ile Rus Askeri Kışlasına yaptığı başka bir
baskında rus helikoterlerini AT-3 uzaktan yönlendirilen tanksavarlarıyla
düşürdüler. Bu operasyon da filme alınmıştır. Ayrıca grubundan bazı mücahidler 1996 Ağustosunda Şamil Basayev’in komuta ettiği ünlü Grozni saldırılarında görev almıştır.

22 Aralık 1997 yılında tekrar sahneye çıkmış, komuta ettiği 100 Çeçen ve Yabancı Mücahidden oluşan grubu ile Rusya içine 100 km sızarak 136. Mekanize Tugayı Merkezine saldırıda bulunmuştur. Bu baskında 300 Rus aracı bertaraf edilmiş ve birçok Rus askeri öldürülmüştür. Birisi Hattabın kumandanlarından olan Abu Bakr Aqeedah olmak üzere iki mücahid bu baskında şehit olmuştur.
1996 yılının sonbaharında Rusyanın Çeçenistandan çekilmesinden sonra Hattab Çeçenistan’da Milli Kahraman ilan edildi. Şamil Basayev ve Salman Raduyev gibi Çeçenistanın en büyük kumandanlarınında katıldığı bir törenle kendisine Üstün Cesaret Madalyası takdim edilip ayrıca Çeçen Hükümeti tarafından General rütbesi ile onurlandırıldı. Cevher Dudayev şehadetinden önce hal ve davranışlarıyla Hattabı her zaman takdir ettiğini göstermiştir.

Hattab cihadın Medya alanınada taşınması gerektiğine inanmaktadır. “Allah bizlere inanmayanların silahları ile savaşmamızı emrediyor. Onlar medya ve propaganda yolunu kullanıyorlar, öyleyse bizde kendi medyamızla onlara karşı savaşmalıyız” demiştir. Bu yüzden bütün operasyonlarının filmlerinin kaydedilmesine özen gösterir. Afganistan, Tacikistan ve Çeçenistandaki savaş görüntülerini içeren 100’lerce video kasetinin olduğu bilinmektedir. Düşman medyasının yalan, yanlış iddialarına yanıt olarak sadece sözlerin yetmeyeceğini ve video görüntülerinin de cevapta yer alması gerektiğini savunmaktadır. 1999 Ağustosunda Dağıstandaki Rus güçlerinin imhasına ait, ölü 100 lerce Rus askerinin (Rusya o zaman kayıplarını 40 asker olarak bildirmişti).

Hattab birçok müslüman tarafından zamanımızın Halid Bin Velidi olarak görülmektedir. Ölümün Allahın önceden takdir ettiği bir zamanda, 'ne bir dakika önce nede bir dakika sonra’ geleceğine inanmaktadır. Birçok kez ölüm tehlikesi atlatmış ve suikast girişimlerinden kurtulmuştur. En yakını, 4 tonluk bir rus kamyonunu kullanırken Ruslar tarafından kamyon bombalanmış, parça parça olan kamyondan Hattab, Allah’ın izniyle burnu bile kanamada kurtulmuştur.

Zeki, cesur ve güçlü bir kişiliğe sahiptir. Askerleri tarafından çok sevilen Hattab,
kendisi ile oyun oynanmayacak birisi olarak tanınır. Askerleri ile yakından ilgilenir, onların kişisel problemlerini çözmelerinde yardımcı olur, onlara kendileri için alışveriş yapmaları için para verir. Herbiri ilerde kendisinin yerini alabilecek kadar iyi yetişmiş bir kumandan kadrosu vardır.



Dünya Müslümanlarına şunu tavsiye etmektedir:
“Allah yolunda Cihad etmekten bizleri alıkoyan ilk sebeb ailelerimizdir. Buraya
gelenlerin hiçbiri ailesinin iznini alarak gelmedi. Eğer bizde ailelerimizi dinleyip geri dönmüş olsaydık, bu davayı kim omuzlayacaktı? Ne zaman anneme telefon açsam, 12 yıldır kendisini görmemiş olmama rağmen beni eve çağırıyor. Eğer herkes giderse, kim devam edecek?”

Hattab, Ruslar Kafkasyadan Orta Asya’ya kadar bütün müslüman topraklarını tamamen terk edip gidinceye kadar onlarla savaşmaya azmetmiştir. “Rusları ve taktiklerini biliyoruz. Zayıf yönlerini de bildiğimiz Rus Ordusuna karşı savaşmak bizim için başka bir orduyla savaşmaktan daha kolay.” demiştir.
Medya, yalan yanlış yayınları ile Hattabı dünya çapında terörist eylemlerden sorumlu bir kişi olarak lanse etmeye çalışmaktadır. Bu biyografiyi tarafsız olarak okuyacak bir kişinin de takdir edeceği gibi Hattab düşmanları ile yüz yüze çarpışma taraftarıdır. Eğer insanlarının hayatlarına kasteden, çocuklarını öksüz, kadınlarını dul bırakan ordulara karşı savaşmak terörizm olarak nitelendirilecekse Hattab gerçekten bir teröristtir.

1979 yılında Sovyetler Birliği Afganistanı işgal etmişti. Bundan 20 yıl sonra ise artık Sovyetler Birliği diye birşey kalmamış ve bu işgal Mücahid Ordularının doğmasına sebeb olarak belkide kendisi açısından yüzyılın en büyük hatasını yapmıştır.

“İslam ümmeti için gönül birliği yapmış küçük bir grup. Bu küçük grup içinde dünyalarını amaçları uğruna feda etmeye hazır başka bir küçük grup ve bunlardan da canlarını ve kanlarını bu amaç üzere zafer için feda eden başka bir küçük grup. Küçük bir grup içinde, küçük bir grup ve onun içinde başka bir küçük grup.” [Shaheed Dr Sheikh Abdullah Azzam, 1989 da suikast sonucu şehid olmuştur.]


Azzam Yayınları, Ağustos 1999

Ve Devamı...

Şehidimiz Ibn-ul HATTAB

"Hepimiz Allah'ın elindeyiz. Burada ki 3 kişiden birimizin tek eli yok birimizin tek gözü yok diğerimizin de tek ayağı... Üçümüz de bir şekilde yaralı veya sakatız. Biz diger mücahidlerin arasındayız. Operasyonlarda bizzat yer alıyoruz. Aynı diğer mücahidler gibi ön cephelerde ağır silahlarla çatışıyoruz. Bir operasyona çıkarken Allah'ın bize şehadet nasip etmesi için dualar ediyoruz. Allah'a bizim canımızı kendi yolunda alması için yalvarıyoruz. Allah'ın yolunda ölmek bir şereftir ve biri Allah'a hizmet etmek istiyorsa bırakın etsin...." Ibnul Hattab-2001
O hayatının yarısını cephelerde silah başında geçirdi. O ailesınden sevdiklerinden ülkesinden lüks hayattan çok uzaklarda şehadeti aradı. Daha 15 yaşındayken zengin ve varlıklı olan ailesi onu okuması için ABD'ye yollamıştı. Onun gözü ise cihaddaydı. Bir fırsatını bulup o zamanların en büyük cihadı olan Afgan cihadına katıldığında daha 17 yaşına yeni girmişti. Cephede büyümüştü Hattab. Savaşın sonuna kadar da ayrılmadı Afganistan'dan. Afgan cihadı bitince Tacikistan'a cihada gitmisti Hattab ve onun bir sonraki durağı da Çeçenya olmuştu.
- "Televizyon'da alnında La İlahe İlallah yazan bantlar ve tekbir getiren çocukları görünce orada cihad olduğunu anlamıştım ve oraya gitmeye karar verdim" diyordu Hattab. 1995 yılında 8 Arap arkadaş ile birlikte Çeçenistan'a gidiyordu.Onun söylediği bir başka sey ise
- "Bizi cihada gitmekten alıkoyan şey ailelerimiz. Buraya gelen hiç kimse ailesinden izin alıp gelmiyor. Eğer ailemizi dinleyip geri dönseydik bu cihadı kim üstlenecekti. Bazen anneme telefon açarım hâla benim dönmem için adeta yalvarır fakat eğer biz annelerimizi ziyaret etmek için bile dönsek bu görevi kim devam ettirecek." diyordu Hattab.
Baska bir gün de
- "Allah bize kafirlere karşı onların silahlarıyla savaşmamızı emrediyor bugün kafirlerin en büyük silahı ise medya ve propaganda. Öyleyse biz de kendi medyamızı kendi propogandamız için kullanmalıyız" diyordu. Hattab Çeçenistan'a ilk geldiğinde hemen kendi grubunu kurmuştu. Özellikle 1996 yılının nisan ayında yaptığı ünlü Shatoi baskınından sonra adını duyurdu ve Rusya'nın en çok aranan isimleri arasında yerini aldı. Bu baskında yaklaşık 50 mücahid bir Rus konvoyuna pusu kurarak köşeye sıkıştırmıstı ve 30 askeri kamyon ve 20 tanktan olusan dev konvoyu tamamen imha ederek 2 saat içinde çoğu subay 350 Rus askerini öldürdükten sonra neredeyse bir mucizeyi başarıyordu. Çatışmanın sonunda mücahidler sadece 3 şehid vermişlerdi. Savaş bittikten sonra Şamil Basayev'le beraber askeri bir kamp açan Hattab burada 600 mücahide askeri eğitim veriyordu.
1997 yılı geldiğinde komsu cumhuriyet Dağıstan'daki Rus askeri karargahına saldıran mücahidler burada birkaç saat içinde yüzlerce Rus askerini öldürdükten sonra geri çekildiler. Ruslar gerçekten büyük bir darbe yemişlerdi ve mücahidlerden de Hattab'ın yakın arkadaşlarından biri Ebu Bekir şehid düşüyordu. Bu operasyon çok kısa sürede bir Rus karargahının büyük bir kısmının imha edilmesiyle sonuçlanıyordu fakat Hattab'ın yeni amacı da ortaya çıkıyordu. Bağımsızlığını kazanan Çeçenistan'dan sonra sıra Dağıstan'a gelmışti ve simdi bir avuç mücahid bu işi üstlenecekti. 1999 yılında ikinci defa Dağıstan'a giren Hattab ve arkadaşları bu kez birkaç saatte geri dönmemeye kararlıydılar. Dağıstan'ın içlerine doğru ilerleyen mücahidler 14 tane köyü ele geçirmişlerdi. Bir avuç mücahid gerçekten de büyük işler başarıyordu...
Dagıstan'daki tüm Rus askerleri alarm durumuna geçmışti. Yaklaşık 600 mücahidin karşısında 12000 Rus askeri vardı fakat mücahidler halkın desteğini arkalarına almayı umuyorlardı. Ruslar'a beklemedikleri zamanda saldıran mücahidler Dağıstan içlerinde ilerlerken onları durdurmak isteyen Ruslar ise çaresizce bölgedeki dağları ve köyleri bombalıyordu. Bunun üzerine Dağıstan halkı savaş korkusuyla köyleri boşaltmaya başlamıştı. Çatışmalarda büyük kahramanlıklar gösteren mücahidler Hattab'ın en iyi arkadaşının şehadetiyle yıkılıyordu. Hakeem Al Madani bir Arap komutandı ve Hattab'ın Çeçen savaşının başından beri çok yakın arkadası ve yardımcı komutanıydı. Dagıstan'da bir başka önemli şehid daha verilmışti bu da Hattab'ın askeri kamplarında üst düzey görev alan mücahid komutan Musab'dı. Ruslar Dağıstan'da yenilmeye başlamıstı. Operasyonun 10. günü geride kalırken Ruslar geride 500'den fazla ceset 25 kadar tank hurdası onlarca askeri aracın yığıntıları bırakıyordu. Savaşın ilk günleri sadece havadan saldırmayı tercih eden Ruslar bu esnada 1 savaş uçağı ile 8 helikopterlerini kaybediyorlardı.
Halktan beklediği desteği alamayan mücahidler geri çekilmişlerdi fakat 3-4 gün sonra bu kez 1000 kişi olarak dönmüşlerdi Dağıstan'a. Mücahidlere birkaç yüz Çeçen ve Dağıstan'lı daha katılmıştı. Bu kez çıkan çatışmalar çok daha ağırdı ve Ruslar 700 asker daha kaybediyorlardı. Hemen ardından önce Dağıstan'da bir sivil yerleşim biriminde daha sonra da Moskova'da meydana gelen patlamalar 280 Rus sivilin canını alıyordu. Ruslar bunun suçunu Hattab'a atarak kendisinin başına 1 milyon dolar koydular. Mücahidler zaten Dağıstan'da aradıkları halk desteğini bulamamışlardı ve bu olaylar onları iyice sarsmıştı. Bir de bu yetmezmış gibi Ruslar Çeçenıstan'ı yeniden kusatmıştı ve yeni savaş başlıyordu. Böylece Ağustos 1999'da başlayan Dağıstan macerası mücahidler için 1 ay sonra sona ererken yeni bir savas da baslıyordu. Hattab ise her zamanki gibi bu operasyonu da kameraya almıştı ve Dünya'ya dağıtmıştı. Kendi evinde yüzlerce operasyonun çekilmiş video kasedi vardı ve medyanın çok önemli olduğuna inanırdı. Dagıstan'dan döner dönmez komutanın başına geçerek Çeçenya savunmasına katıldı.
Çeçenya'daki Arap ve yabancı mücahidlerın komutasını kendisi almıştı. Çeçenya'da 1999-2002 yılları arasında birçok başarılı operasyona liderlık etti ve 19 mart 2002'de hain bir saldırı sonucu şehid oldu. Mücahidlerın arasına karışıp güvenlerini kazanan bir Dağıstanlı hain Hattab'a başka bir komutandan mektup taşıyordu. Mektubu Rus gizli servisinden aldığı zehirle zehirledi ve mektubu alan Hattab 5 dakıka içinde cennete kanatlandı. Hattab'ın gerçek ismi bilinmiyor ve bu ismi kod adı olarak kullanıyordu. İngilizce pestuca, Arapça ve Rusça bilen Hattab oldukça kültürlü bir mücahid olarak biliniyordu.

Rab'bim şehadetini kabul eylesin.
« Son Düzenleme: Şubat 07, 2008, 06:05:26 pm Gönderen: NosracH » Logged



Forum Kuralları'nı bir kere oku bence (:
İslam Dostu
Robot Yönetici
*****
Offline Görevli

Mesajlar: 3344


View Profile
Re: İbn-ul Hattab
« Gönderildi: Eylül 08, 2008, 06:39:53 am »

 
      uyari
Değerli kardeşim sitemize hoşgeldiniz.Siz de sitemize bir katkıda bulunmak için lütfen üye olunuz.Bizler de sayenizde bilgilenelim inşaAllah.Yüce Allah günahlarımızı affetsin.[Allahumme Amin]

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İbn-ul Hattab
Logged
Buyukdinislam.Com
« : Şubat 07, 2008, 06:05:10 pm »

 Logged
»º©º«SeMa»º©º«

Üst Düzey Yönetici
*****



Cömertliği: 1507

Online Online

Cinsiyet: Bayan

Mesaj Sayısı: 2220

Ezanla dirilmek..Namazla yaşamak..İmanla ölmek..


« Yanıtla #1 : Şubat 10, 2008, 09:07:24 pm »

Aminnn! Biz gerçekten boş yaşıyoruz ya.. Başka diyecek kelime bulamıyorum..Allah onlardan razı olsun..Müslümanım deyip yan gelip yatanlarla bu mübarek insanların arasındaki farkı düşününce gerçekten diyecek kelime yok.. Utandım
Logged

Yasarmayan bir göz, kızarmayan bir yüz, hissetmeyen bir öz, eyleme dönüsmeyen binbir söz ile Allah'a yazılan davetiyeler nasıl varsın yerine?

Forum Kurallarımız
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.159 Saniyede 26 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.016s, 3q)