 |
 |
 |
|
tHe sLave
Site Sahibi
    
Cömertliği: 3552
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 3263
'En Büyük Sloganım Bu, Daimen: ALLÂH-U EKBER!'
| |
 |
 |
 |
|
 |
« : Mart 14, 2008, 10:06:38 pm » |
|
Türk Nöroşirürji Derneği Bülteni’nin 16. sayısında Japon bilim adamı Masaru Emoto’nun fikirlerini yansıtan “Suyun Hafızası Var!” başlıklı yazıyı okuyunca oradaki önemli tespitleri herkesle paylaşmak ve bazı katkılarda bulunmak istedim.
Masaru Emoto “İçinde su olan şişenin üstüne yazılmış veya sözel söylenmiş olan sözcükler, düşünceler, suya çalınmış olan müzik veya oynatılmış film ile suyun yapısal özelliği değişir” diyor. Yaptığı bilimsel çalışmalarla da insanın titreşimsel enerjisinin, düşüncesinin, kelimelerin, fikir ve müziğin hatta suya oynatılan filmlerin dahi suyun moleküler yapısını etkilediğini ortaya koyuyor. Bunun için su damlacıklarını dondurup inceliyor ve fotoğraflarını çekiyor. Yapılan çalışmalarda çevresel oluşturduğu değişim fotoğraflarla belgeleniyor.
Hayret bir şey
Araştırmada, dünyanın değişik yerlerinden alınan farklı durumdaki suyun kristalize şekillerinde insanı hayrete düşüren farklılıklar görülüyor. Temiz akarsu ve kaynaklardan alınan su örnekleri çok güzel geometrik yapıda kristaller gösterirken, sanayi bölgelerinden ve yoğun yerleşim alanlarından gelen kirli su örneklerinde şekil bozuklukları ortaya çıkıyor. Su borularında, depolarda bekletilen durgun su/ damıtılmış olsa bile benzer şekil bozuklukları görülüyor.
Su tepki veriyor
Sular dondurulmadan önce ya sözel olarak veya şişenin üstüne yazılar yazılarak değişik kelimeler yüklenmiş ve sonuç araştırılmıştır. Çekilen fotoğraflar incelendiğinde, suyun adeta bir canlı gibi davranış gösterdiği, duygu, düşünce, söz ve dualara karşı tepki verdiği, çevredeki titreşim ve enerjiden kolayca etkilendiği anlaşılmıştır.
Söz ve düşüncenin etkisi
Söz ve düşüncenin etkisini somut olarak gözlemleyebildiğimiz bir başka deneyi de yine Japonya’da iki ilkokul öğrencisi gerçekleştirmiş. Yan yana duran iki şişeye pişmiş pirinç koyup şişelerden birinin üzerine “Teşekkür ederim!” diğerine “Seni aptal!” diye yazmışlar. Bir ay sonra “Teşekkür ederim!” yazılan pirincin renginin sarı ve kokusunun helmelenmiş pirinç gibi olduğunu, “Seni aptal!” yazılan pirincin ise karardığını ve kötü kokulu bir hal aldığını görmüşler.
Suyun Hafızası…
Suyun hafızasının olup olmadığı ayrı bir konudur. Ancak bütün bu deneylerde muhteşem beynimiz devreye girmekte ve evrene yaydığı frekanslarla çevresini inşa etmektedir. Yazılan veya söylenen kelimeleri beynimiz anlamlandırmakta ve ona uygun olan frekansları çevreye yaymaktadır. Sonuçta su molekülleri de ona göre şekillenmektedir.
Yapılan araştırmada ayrıca suya müzik çalınmış, film oynatılmış ve etkileri gözlenmiş. Korku filmlerinin ve şiddet içeren filmlerin kötü bir etki yaptığı, şekil bozuklukları oluşturduğu açıkça görülmüş. Burada da yine beynimiz devreye girmektedir.
Muazzam bir organ: Beyin
Enerji ve fonksiyonları akıl almaz düzeydedir. Yaklaşık iki yüz milyar esas hücrenin (nöron) her biri sahip olduğu onbinlerce sinaps sayesinde diğer yüz milyarlarca hücreyle iletişim kurar. Ayrıca bunları destekleyen, besleyen, temizleyen glia dediğimiz trilyonlarca hücre ve diğer yapılar vardır. Bu aygıt çalıştığında harikalar meydana getirir. Yalnızca beyin dalgalarıyla çeşitli cihazları kullanmak için yapılan bilimsel çalışmalar son hızla sürüp gitmektedir.
İyi düşünen, güzel sonuç alır
Su hayat demektir. Çeşitli dokulara ve yaşa göre değişmekle birlikte vücut ağırlığımızın ortalama yüzde 60’ı sudur. Yani hücrelerimiz ve hücre içindeki mikro düzeydeki yapılar adeta kendine özgü birer su okyanusu içinde yüzerler. Hücreler arası bilgi ve madde alışverişi, metabolizmaya ait olaylarda hep su vardır. Yaşam boyunca oluşturduğumuz düşünceler ve söylediğimiz şeylerse muhteşem beynimizden köken alırlar. Beynimizden çıkan belirli frekanstaki dalgalar su dahil çevrede bulunan tüm nesneleri etkilerler ve şekillendirirler. İyi ve güzel düşünürsek sonuç da iyi ve güzel olur. Negatif düşüncelerin ise çevreye etkisi olumsuzdur. Dolayısıyla çevremiz ve bizler bir bakıma düşündüğümüz ve konuştuğumuz şeyler oluruz. Onun için pozitif düşünceli, tatlı sözlü ve ağzı dualı insanların arasında yaşamak çok önemlidir.
Çevremizdeki insanlarla iyi ilişkiler içerisinde bulunmalı, pozitif enerji veren konuşmalar yapmalıyız. Düşüncelerimize bile hakim olmalı, hiç kimse hakkında mümkün mertebe kötü düşünmemeliyiz. Aile bireylerimizi ve çocuklarımızı hep iyi yerlerde ve iyi durumlarda hayal etmeliyiz. Herhangi birisi hakkındaki konuşmalarımız gibi düşüncelerimiz de dua ve temenni hükmüne geçebilmektedir.
Sağlıklıyım…
“Ben hep hastayım” diyen insanlar kendileri bir yana çevrelerini de olumsuz etkilerler. “Sağlıklıyım” deyip şükür içinde bulunan insanlarsa etraflarına sağlık ve mutluluk saçarlar. “Beni hasta ediyorsun, seni öldüreceğim!” cümlesi yüklenmiş olan su kristalinin görünümü çok kötü ve düzensiz iken “Teşekkür ederim!” dendiğinde veya dua edildiğinde suyun aldığı şekil ne kadar hoş ve mükemmeldir. İşte yaşantımız da böyledir. Düşündüklerimizi dillendirir ve onların kalitesinde yaşarız. Bu yüzden ben bir cerrah olarak hastalarıma uyguladığım bilimsel tedavilerin yanında onlardan öncelikle iyileşmeyi istemelerini, buna samimiyetle inanmalarını, sağlıkları için şükretmelerini ve çokça tebessüm etmelerini öneriyorum.
|