 |
 |
 |
|
tHe sLave
Site Sahibi
    
Cömertliği: 3084
Online
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 3002
'En Büyük Sloganım Bu, Daimen: ALLÂH-U EKBER!'
| |
 |
 |
 |
|
 |
« : Mayıs 10, 2008, 02:37:01 pm » |
|
Başlıktaki sözü bilmeyen yoktur, bir atasözünün yarısı.
Tamamı ise şöyle: “Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder.”
Bu sözün içinde sanki, yarım hocalığın yarım hekimlikten çok daha vahim olduğunu hissettiren bir anlatım da saklı gibi.
Yani yarım hekimin yaptığı birkaç kişinin canına mal olur belki.
Ama yarım hoca yalan-yanlışla kalpleri kafaları karıştırınca, bunun bedelini yerine göre bütün bir toplum öder.
Üstelik hem dünyada, hem de ahirette!..
“Yarım hoca dinden eder” sözünün doğruluğunu en çok, din adına ağzını bir kere açınca bir daha susmak bilmeyen kişilerin çoğaldığı günümüzde hissediyoruz.
Eğitimi, uzmanlık alanı, ilmî seviyesi... ne olursa olsun, dinî konularda kendisini söz söyleme, hüküm verme mevkiinde gören herkes, herhangi bir denetim mekanizmasının bulunmadığı bu alanda, zaman içinde rahatlıkla “otorite” olabiliyor, hatta kendi kitlesini oluşturabiliyor. Bu durum, dinî alanda bizzat din adına endişe verici bir manzarayla karşı karşıya olduğumuzun ifadesidir.
Yarım Hocaların Dinden Ediş Usulü
İstikametimiz Batı’ya doğru çevrildiğinden beri, bizim Din’i algılama ve yaşama tarzımıza da bir çözülme arız oldu.
Nefsimize ağır gelen hükümleri devre dışı bırakmak ya da o hükümlerle muhatap olmadığımızı ispatlamak için olmadık yorumlar yapar hale geldik.
Eğer nefsimize ağır gelen hüküm, Kur’an ayetiyle sabit ise, o konuda Sünnet’i, Sahabe’nin ve ulemanın anlayışını görmezden gelerek ayete kendi anlayışımız doğrultusunda anlam vermenin gayreti içinde olduk.
“Kur’an 1400 yıl önce inmiştir, ama her çağa hitap etmektedir. Onun her çağda yeniden yorumlanması, evrenselliğinin bir gereğidir.” gibi saçma sapan gerekçelerle Allah’ın Kitabı’nı kendi heva ve heveslerimiz doğrultusunda olmadık yorumlara tabi tuttuk.
Bahis konusu olan hüküm, Sünnetle/hadislerle sabit olmuş ise, iş biraz daha kolaylaşıyor. Müsteşrikler marifetiyle hadislere güvensizlik virüsünün çoktan bulaştığı aklımıza bu aşamada hemen “uydurma hadisler” söylemi geliveriyor. Söz konusu hadisin de “uydurulanlar” cümlesinden olduğunu söyleyerek işin içinden sıyrılıyoruz!
İcma ya da Kıyas’a gelince, orada yükümüz büsbütün hafiflemiştir. Zira yüzlerce yıl önce meydana gelmiş bir icmanın bugün bizi bağlamayacağı, kıyasla verilen hükümlerin ise “Kur’an’ın/Sünnet’in ruhu” dediğimiz şeye aykırı olduğu yorumu hemen yanıbaşımızdadır.
Modern zamanlarda Edille-i Şer’iyye adeta hayatımızdan çıkmış, onun yerini şu üç ilke almıştır:
• Kolaycılık • Akılcılık • Değişim.
Bu ilkelere uymayan delil, ayet de olsa, hadis de olsa, bir çaresine bakılır ve mutlaka devre dışı bırakılır!
|