 |
 |
 |
|
ebuammar
İslâm Yolunda

Cömertliği: 54
Offline
Mesaj Sayısı: 35
| |
 |
 |
 |
|
 |
« Yanıtla #1 : Haziran 18, 2008, 08:51:25 am » |
|
“Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir, Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler. Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler. Onlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler. Ve onlar ki, iffetlerini korurlar. Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir. Şu halde, kim bunun ötesine gitmeyi isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir. Yine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler, Ve onlar ki, namazlarını muhafaza ederler, İşte asıl onlar varislerdir. Ki, Firdevs'e varis olan bu kimseler orada ebedî kalırlar.” (Mü’minun Suresi: 23/1-11)
“Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu hem daha hayırlıdır ve sonuç itibariyle de daha güzeldir. Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar. Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin. Kötü olan bütün bu yasaklar, Rabbinizin sevmediği şeylerdir.” (İsra Suresi: 17/35-38)
“Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve artık faizin peşini bırakın, eğer gerçekten müminler iseniz. E-ğer böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve Resulü tarafından size savaş açılmış olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir. Haksızlık etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınız.” (Bakara Suresi: 2/278-279)
“O çok merhametli Allah'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman (incitmeksizin) –selam- derler (geçerler). Ve onlar ki, Rablerine secdeler ve kı-yamlar ederek yatarlar.” (Furkan Suresi: 25/63-64)
Görüleceği üzere yukarıdaki ayetler Müslüman olduğunu iddia eden bir kul için kesin ve tartışmasız uyması gereken direktiflerdir. Yine Kur’an’ı Kerim’e baktığımız zaman yukarıda örneklerini verdiğimiz di-rektifler doğrultusunda bir çok ayete rastlamak mümkündür. Tüm bu direktiflere kayıtsız şartsız telsim ol-mak, hayatın her alanında bu direktiflere göre hareket etmek, ilk başta da dediğimiz gibi İslam nimetine sa-hip olabilmenin, Müslüman olarak isimlendirilebilmenin kaçınılmaz bir gereğidir. Bu gerekleri yerine getirmeden, daha açık bir ifadeyle yaşantıyı tamamen vahyin önderliğinde bir düzene sokmadan gerçek anlamda bir İslam’dan ve Müslümandan bahsetmek pek yerinde olmayacaktır.
Bununla beraber Müslüman olan bir kul, nasıl ki, sosyal hayatını ve yaşama biçimini Allahü Teala’dan alıyorsa, aynı şekilde ceza hukukunu da Allahü Teala’dan almalı, yine sosyal hayatın kaçınılmaz bir gereği olan idare etme ve var olan idareye itaat etme noktasında da Allah’ın direktifleri doğrultusunda bir hayat sürdürmelidir. La İlahe İllallah tevhid kelimesi ile bağlı kalmaya söz verdiği esasları asla unutmamalıdır. Zira bu noktada yapılacak küçük bir yanlış tevhid kelimesini bozacak ve yaptığı bütün fiilleri boşa çıkaracaktır. O halde Müslüman bir şahsiyet bu noktada da, yaşantısında tamamen Allah’ın indirmiş olduğu esasları gözetmek zorundadır. Müslüman bir şahsiyet idare makamında ise ancak ve ancak Allah’ın indirdikleri ile idare etmeli, Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenlerin kafir, zalim ve de fasıklardan olduğu gerçeğini devamlı hatırda tutmalıdır. Beşeri esaslı ideolojileri kabul etmemeli, Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyen, Allah’ın indirdiği hükümleri bir kenara atarak kendi yanlarından çıkarmış oldukları uyduruk kanunlarla insanları sevk ve idare etmeye çalışan azgın tağutlara asla itaat etmemeli, onlara bu noktada yetki vermemelidir. Bakınız bu noktalarda da Allahü Teala’nın emir ve direktifleri gayet açık ve de net bir şekilde bizlere bildirilmiştir.
“Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.” (Nisa Suresi: 4/59)
“Şunları görmüyor musun? Kendilerinin, sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürüyorlar da tağuta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, tağut önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar iyice sapıklığa düşürmek istiyor.” (Nisa Suresi: 4/60)
“Hayır! Rabbine andolsun ki iş bildikleri gibi değil, onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.” (Nisa Suresi: 4/65)
“…Ve kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir… Ve kim Allah'ın in-dirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir… Ve kim, Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir.” (Maide Suresi: 5/44-45-47)
“Gerçekten doğru yol kendilerine açıkça belli olduktan sonra gerisin geri küfre dönenlere şeytan, kötülüklerini güzel göstermiş ve onları uzun emellere düşürmüştür. Çünkü onlar Allah'ın indirdiğini beğenmeyen kimselere: -Bazı işlerde biz size itaat edeceğiz.- demişlerdi. Oysa Allah onların gizlediklerini biliyordu.” (Muhammed Suresi:47/25-26)
|