Şakîk-i Belhî (rahmetullahi aleyh),
Allah dostlarından bir
büyük Velî'dir.
Halîfe "Hârun Reşîd", bir gün
bu zâta;
- Bana nasîhat eder misin,
diye ricâ etti.
"Büyük Velî", cevâben;
- Ey Hârun! Düşün ki, bir çölde yalnız kaldın.
Harâretten için yanıyor. Susuzluktan ölmek
üzere iken, biri "Soğuk su" ile gelip;
"Bu suyu satıyorum!"
dese. Ona ne kadar
mal verirsin?
diye sordu.
Hârun Reşîd;
- Ne isterse veririm,
dedi.
- Servetinin yarısını verir misin?
- Elbette. Ben ölürken, servetin
adı mı olur?
- Pekâlâ, suyu içtin ve kandın. Fakat dışarı atamıyor,
sancıdan kıvranıyorsun. O sırada biri gelip;
"Ben seni bu dertten kurtarırım!"
dese ve karşılığında servetinin
öbür yarısını istese,
verir misin?
Halîfe tereddüt etmeden;
- Mecburen veririm,
dedi.
Hazret-i Şakîk;
- Öyleyse servetinle övünemezsin,
çünkü bütün servetinin değeri,
"bir içimlik su kadar"
bile yokmuş!
buyurdu