Buyukdinislam.Com
 
*
Selamun Aleyküm, Ziyaretçi Kardeş. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Kasım 19, 2008, 04:57:05 pm


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sahipsiz Kalan Diploma..  (Okunma Sayısı 193 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi Kardeş konuyu incelemekte.
»º©º«SeMa»º©º«

Üst Düzey Yönetici
*****



Cömertliği: 1624

Online Online

Cinsiyet: Bayan

Mesaj Sayısı: 2314

Ezanla dirilmek..Namazla yaşamak..İmanla ölmek..


« : Kasım 19, 2007, 10:05:35 pm »

   Üniversitede derslerin bitmesine az bir zaman kalmıştı. Birkaç ay sonra diplomasını alacak, öğretmen olacaktı. Hayalleri ve hedefleri vardı. Arkadaşlarına karşılık beklemeden yardım eder, herkes onu daha çok bu özelliğiyle tanırdı. Ders kitaplarının ilk sayfalarına güzel sözler yazar, bunları hayatına uygulamaya çalışırdı. Bu güzel sözlerden biri, "Sizin en hayırlınız, insanlara en faydalı olanınızdır." hadîs-i şerifiydi.
   O gün Salim Bey, "Osmanlı Tarihi" dersinin vize sonuçlarını açıklıyordu. Elindeki son yazılı kâğıdı Tayfun Şahin'indi. Üzerinde 100 yazıyordu. İsmini okumadı; ama Salim Beyin yüz ifadelerinden sınıf arkadaşları bu kâğıdın ona ait olduğunu anlamışlardı. Sınıfı birden derin bir sessizlik kapladı. Herkesin üzüntüsü yüzünden okunuyordu.
   Tayfun, bir öğrenci yurdunda kalıyordu. Yurt idarecilerini çok seviyor, onlardan insanî değerler adına çok şeyler öğrendiğini söylüyordu. Yurt, onun için evi kadar sevdiği bir yuvaydı. Ona ek bir bina daha yapılmıştı. Kendisi gibi daha birçok talebe orada barınacaktı. Buna çok seviniyordu. Sadece temizlik işleri kalmıştı; o da tamamlanınca yeni öğrenciler gelecekti. Temizlik yapmak için öğrenciler arasından birkaç gönüllü aranınca, Tayfun ve iki arkadaşı, "İnsanlığa hizmet, Hakk'ın rızasını kazanmaktır." diyerek hemen kolları sıvayıp işe giriştiler. Gayretli bir çalışmayla iki gün içinde binanın temizliği bitti. İkinci gün akşam geç vakitte toz toprak içerisinde odasına döndüğünde, Tayfun sıcak bir duş alıp rahatlamak istedi. İşte ne olduysa o anda oldu. Bu bir dalgınlık mıydı, yoksa bir davetiye mi yollanmıştı kendisine? Şofbenden sızan gazın tesiriyle derin bir uykuya daldı. Kimsenin bundan haberi yoktu. Uzun bir süre sonra, yurt müdürü, banyonun ışığını açık görünce olayın farkına vardı. Derhal Tayfun'u hastahaneye kaldırdılar. Ama yapılacak bir şey kalmamıştı.
   Müdür, gece yarısına doğru yurda döndü. Bitkin bir halde idare odasına geçti. Üzüntüsünden ne yapacağını bilemiyordu ki telefon çaldı. Gecenin bu saatinde arayan da kimdi? Ahizeyi korkuyla kaldırdı. Telefondaki ses, yurdun ihtiyaçlarının temininde kendilerine yardımcı olan emekli öğretmendi. O, yurda on kilometre kadar uzakta bir evde oturuyordu. Gördüğü bir rüyanın tesiriyle uyanmış, bir daha uyuyamamıştı. Yurdu aramadan içi rahat etmeyecekti. Hemen gördüğü rüyayı müdüre anlattı: "Rüyamda, Kâinatın Efendisi (sas) ile yeni yapılan yurdu gezdik. Allah Resulü (sas) yurttan ayrılırken, sevdiği bir genci yanında götürdü."
   Tayfun'un vefat haberi kadar bu rüya da dostları arasında yayıldı. Bütün sınıf arkadaşları da duydu. İşte onun adı okunmadan sınıfı sessizlik ve hüzün kaplamasının sebebi buydu. Selim bilinen rüyayı anlatarak sınıftaki sessizliği bozdu. Diğer arkadaşları da o güzel insanla olan hatıralarını anlatıp biraz olsun rahatlamak istiyorlardı. Bunun farkında olan Salim Bey, o günü Tayfun'u anmaya ayırdı. İlk sözü Enver aldı. "Liseyi de onunla beraber okudum. Yedi yıldır beraberdik. O sanki başka bir dünya için yaşıyordu. Şimdi bana bıraktığı büyük bir hatıra var elimde: ders notlarını tuttuğu büyük bir defter... Her ders için ayrı bir bölüm ayrılmış. En sonda ise duygu ve düşüncelerini yazdığı bir bölüm var. İşte dikkatimi çeken bir yazı. 'Dikkat!' ile başlıyor. O bir mektup mu, yoksa vasiyetname mi, bilemiyorum. Şöyle devam ediyor yazı: 'Dizmeye başladığın boncukları bitirmeden ölebilirsin. Sıvamaya başladığın odanı tamamlamadan hayata gözlerini yumabilirsin. Çıktığın seferini tamamlamadan fâni ömrün bitebilir. Evet, her an ölebilirsin. Madem hakikat böyledir; gurur ve enaniyeti bırak, üzerindeki gafleti at ve ölüme daima hazırlıklı ol. Tâ ki, ölüm meleği geldiğinde seni hazır bulsun. İşte sen böylesine bir şuurla yaşa ki kabirde de, mahşerde de rahat edesin. Öyleyse, işlediğin günahları pişmanlık ve istiğfar gözyaşlarınla yıkamaya bak; onlara bir daha yaklaşmamaya karar ver! Olur ki, Yüce Mevlâ, hâline ve gözyaşlarına acır da merhamet eder."
   Sınıftaki herkes bir şeyler söyledi. Kimi onun vefasından, kimi çok kitap okumasından, kimi bilgiçlik için değil, yaşamak için okuduğundan, kimi Yaratıcı’sıyla alâkasından bahsetti. Ama konuşmaktan çok dinlediler. Enver'in okuduğu yazı ve emekli öğretmenin gördüğü rüya, zihinlerde bir araya gelince herkes bir daha sarsılmıştı. Bundan da öte, hepsinde bir merak vardı. Tayfun bu satırları yazarken, vefatının yakın olduğunu mu hissetmişti, yoksa sürekli ahiret endişesiyle mi yaşıyordu? Belki her ikisi de söz konusuydu!
Logged

Yasarmayan bir göz, kızarmayan bir yüz, hissetmeyen bir öz, eyleme dönüsmeyen binbir söz ile Allah'a yazılan davetiyeler nasıl varsın yerine?

Forum Kurallarımız
İslam Dostu
Robot Yönetici
*****
Offline Görevli

Mesajlar: 3683


View Profile
Re: Sahipsiz Kalan Diploma..
« Gönderildi: Kasım 19, 2008, 04:57:05 pm »

 
      uyari
Değerli kardeşim sitemize hoşgeldiniz.Siz de sitemize bir katkıda bulunmak için lütfen üye olunuz.Bizler de sayenizde bilgilenelim inşaAllah.Yüce Allah günahlarımızı affetsin.[Allahumme Amin]

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Sahipsiz Kalan Diploma..
Logged
Buyukdinislam.Com
« : Kasım 19, 2007, 10:05:35 pm »

 Logged
tHe sLave

Site Sahibi
*****



Cömertliği: 3769

Online Online

Cinsiyet: Bay

Mesaj Sayısı: 3401

'En Büyük Sloganım Bu, Daimen: ALLÂH-U EKBER!'


WWW
« Yanıtla #1 : Kasım 20, 2007, 03:06:01 pm »

Allah razı olsun Sema.Rab'bim bizlere de Tayfun gibi bir kul olmayı nasip etsin [Amin].
Logged



Forum Kuralları'nı bir kere oku bence (:
»º©º«SeMa»º©º«

Üst Düzey Yönetici
*****



Cömertliği: 1624

Online Online

Cinsiyet: Bayan

Mesaj Sayısı: 2314

Ezanla dirilmek..Namazla yaşamak..İmanla ölmek..


« Yanıtla #2 : Kasım 20, 2007, 06:08:15 pm »

Amin inşallah...Allah hepimizden razı olsun  Göz kırpan
Logged

Yasarmayan bir göz, kızarmayan bir yüz, hissetmeyen bir öz, eyleme dönüsmeyen binbir söz ile Allah'a yazılan davetiyeler nasıl varsın yerine?

Forum Kurallarımız
ab-ı hayat
İslâm Yolunda
*


Cömertliği: 13

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 41


« Yanıtla #3 : Kasım 24, 2007, 08:10:38 pm »

'Dizmeye başladığın boncukları bitirmeden ölebilirsin. Sıvamaya başladığın odanı tamamlamadan hayata gözlerini yumabilirsin. Çıktığın seferini tamamlamadan fâni ömrün bitebilir. Evet, her an ölebilirsin. Madem hakikat böyledir; gurur ve enaniyeti bırak, üzerindeki gafleti at ve ölüme daima hazırlıklı ol. Tâ ki, ölüm meleği geldiğinde seni hazır bulsun. İşte sen böylesine bir şuurla yaşa ki kabirde de, mahşerde de rahat edesin. Öyleyse, işlediğin günahları pişmanlık ve istiğfar gözyaşlarınla yıkamaya bak; onlara bir daha yaklaşmamaya karar ver! Olur ki, Yüce Mevlâ, hâline ve gözyaşlarına acır da merhamet eder."

ALLAH razı olsun güzeldi.
Logged
Üst Düzey Yönetici
*****



Cömertliği: 349

Offline Offline

Cinsiyet: Bayan

Mesaj Sayısı: 1543

Allah'ım Beni Bana Bırakma..!!


« Yanıtla #4 : Kasım 24, 2007, 09:19:19 pm »

Alıntı
Tayfun bu satırları yazarken, vefatının yakın olduğunu mu hissetmişti, yoksa sürekli ahiret endişesiyle mi yaşıyordu? Belki her ikisi de söz konusuydu!

Allah razı olsun Sema çok güzeldi...Allah herkese Tayfun gibi olmayı nasip etsin..
Logged

Kâfir - Siz, bakılınca görülemeyecek kadar geri bir mazisiniz!

Mümin - Biz, gerçekten, bakılınca görülemeyecek kadar ileri bir istikbâliz!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.629 Saniyede 27 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.04s, 3q)