Buyukdinislam.Com
 
*
Selamun Aleyküm, Ziyaretçi Kardeş. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Eylül 08, 2008, 02:45:42 am


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ağa Ve Avanesi  (Okunma Sayısı 170 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi Kardeş konuyu incelemekte.
ebuammar
İslâm Yolunda
*


Cömertliği: 54

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 35


« : Haziran 18, 2008, 08:59:20 am »

AĞA VE AVANESİ
           
           Hapishanedeki eşkıyalar aleminde çirkef, problemli fakat nüfuz sahibi, ağa diye isimlendirilen kişiler bulunur. Bu ağaların etrafında ağaları olmadan hiç bir güçleri olmayan ve “hizmetciler diye adlandırılan genellikle en düşük tabakadan olan insanlar olur. Bu insanlar ağalarının hizmetine kendilerini adamışlardır. Ağanın yemeğini getirmek, yatağını düzeltmek ve çevresini düzenlemek gibi işlerin yanında burada söyleyemeyeceğim her türlü pis işleri de yaparlar.

            Bu hizmetçiler genellikle zina, livata gibi suçlardan hüküm giymiş en alt tabakadan kişilerdir. En pis işleri bunlar yaparlar. Kendilerini savunacak güçleri yoktur. Ancak ağalarının emirlerine boyun eğip, pis işlerini yürütmeleri karşılığında ağalarının kendilerine yardım etmesini isterler. Bu yüzden onları ağalarının eteğine yapışmış olarak görürsün. Talepler ne kadar aşağılık olursa olsun yerine getirmekte ustadırlar. Kendilerinden istenen şey mahkûmiyet sürelerini uzatacak bir suç olsa bile fark etmez. Diğer mahkumlara sataşır, kavga ederler, ağalarının vurmalarını istediği herkesi büyük-küçük demeden itibarına bakmadan darbederler. Herkesle tartışır,  kendi seviyelerindeki adiliğe bakmadan herkese sataşırlar. Bunu sadece çevresi eşkıyalarla çevrili ağalarına güvenerek yaparlar.

            Hapishanedeki bu ağaların yandaşları arasında satabilmek için onlara hap ve uyuşturucu getiren gardiyanlar ve polislerle de bağlantıları vardır.     

            Avaneler genelde iki şey üzerinde mahir bir ustadırlar. Birincisi, ağalarına karşı çıkan herkese tuzaklar kurmak, onların ardından entrikalar çevirmek ve onu en iğrenç suçlularla itham etmek.  Ağalarına düşmanlık eden herkes -kendileri bu işin uzmanı olmalarına rağmen - ya homoseksüeldir ya da -efendilerinin devletin en büyük taraftarı olmasına rağmen devlet ajanıdırlar.

            Avanelerin usta olduğu ikinci husus ise; hapishane aleminde ağalarından zerre kadar dahi olsa bir menfaat elde edebilmek için ağalarının ayakları altında sürünmekten ve önünde yere kapanmaktan haz almalarıdır. Ağalarının yemeklerinden, haplarından ya da sigarasından başka kimselerin faydalandığından daha çok faydalanabilmek için her türlü düşüklüğü sergilemek bunların genel karakteridir.

            Bunlar tıpkı köpekler gibidirler. Sahibini gördüğü zaman onun ayakları altına yuvarlanan, sahibine olan sevgisinden gurur ve sevinç duyarak onun önünde kuyruk sallayan köpekler misali… (Köpeklerin bunlardan daha üstün olduğunu bildiğim halde böyle bir benzetme yaptığım için onlardan özür diliyorum. )

            Bu kişiler efendilerinin yanında tavşan gibi iken başkalarının yanında sırf efendilerinin çetesine katılmış olmaktan dolayı şişinerek, böbürlenerek gezinirler.


 Hapishanedeki bu ayak takımı ile efendileri arasındaki ilişkiyi düşününce, bu ilişkinin günümüzde Amerika ile onun yandaşları olan 3. Dünya Ülkelerindeki yöneticilerle arasındaki ilişkiye ne kadar çok benzediğine hayret ettim.

            Dünya düzeninin sarsılıp Amerika’nın dünyada tek güç haline gelmesinden önce iki kutuptan oluşan dünyada, Amerika 3. Dünya ülkelerindeki pek çok kişiye göre emperyalizmin sembolü idi. Bu dönemde Amerika için çalışma suçu, ülkedeki zillet sistemine boyun eğmeyi reddeden ve bu sistemin aşırılıklarına, zulmüne ve küfrüne karşı baş kaldıran bir mücahide ya da herhangi bir özgür kişiye yapıştırılmak üzere hazır tutulurdu. Bu suç böyle kişilere sistem, onun tellalları ve medya tarafından anında nispet edilirdi.
“O Amerikan casusu, Washington’dan para alan bir kişidir.”

            Bir insana sadece böyle bir suçun nispet edilmesi bile onun mahfolması, başının büyük derde girmesi, yargılanması ve hapsedilemesi için yeterli idi. Sistem ve yöneticileri kendileri boğazlarına kadar bu suçun içine batmış olmalarına rağmen başkalarını bu suçla itham ederlerdi. Tabî ki kendilerinin işlediği suç, tıpkı hapishanedeki eşkıyaların yaptığı gibi gizlice idi.

            Ancak bu gün Amerika’nın dünyada tek bir güç haline gelmesi, tek başına dünyaya hükmetmesi, Amerika’ya ve onun siyasetine boyun eğen devlet yöneticileri nazarında bütün ölçütleri alt üst etti. Artık açıkça Amerika için çalışmak ve ona tabi olmak bir ihanet görülmemektedir. Bundan dolayı tutuklanmak onur kırıcı ve utanç verici olmadığı gibi, onun ayakları altında sürünmek -karşılık bekleyerek ya da karşılıksız-  emperyalizme hizmet etmek kabahat değil. Çünkü artık Amerika onların nazarında emperyalist bir ülke olmaktan çıkıp, siyasetine boyun eğdikleri, tabi olmaktan gurur duydukları efendileri oldu.

            Nasıl olmasın ki, kendileri için hangi sistemlerin (örgütlerin) şer odağı olduğunu o belirliyor. Onlarda bu sistemleri (örgütleri) kuşatıp onlara despotça davranmakta birbirleri ile yarışıyorlar. Diğer taraftan kimlerin hayır odakları olduğunu da Amerika onlar için belirliyor ve onlarda bu odaklara –bu aslında İsrail gibi terörün ta kendisi ve kaynağı olmalarına rağmen– yakınlaşmak için yarışıyorlar.
İşte bu, Amerika’nın ortaya çıkardığı, bütün değerlerin, düşünce ve ilkelerin üzerinde görülen küreselleşme kültürüdür... Amerika, kendi siyasetinin ayakları altında ezilmeyi kabul etmeyerek, zillete baş kaldıran özgür halkları, yargılanıp hapsedilmesi gereken suçlu ve terörist haline getirdi.

            Ancak Amerika’nın menfaatini gözetip ona boyun eğen, gerçek manada fiilen onun için çalışan, her açıdan emirlerini yerine getiren, halkından çok ona sadık olanlar, böylece Amerikanın boyunlarına geçirdiği yuları sağlamlaştırıp halkının şerefini satarak onun kavgasına ortak olmuşlardır. Bu tavır onlar nazarında özgürlük, şeref, halklarının menfaatleri ve kalkınması için çalışmak anlamındadır.

            Amerikanın küreselleşme adı altında tüm dünyaya yaymış olduğu ve bütün dünya ülkelerinin ya korkarak ya da isteyerek tabi olduğu bu uluslar arası terörizm ve eşkıyalıkla, hapishanedeki eşkıyaların yaptığı şey arasında hiç bir fark yoktur.

            Bu devletler efendileri olmadan kıllarını bile kıpırdatamazlar. Amerike onlara ne yaparsa yapsın onsuz hiç bir kıymetleri bulunmadığı için seslerini çıkaramazalar.

            Bu devletler Amerikaya itaatkar bir hayvanın sahibine itaati misali itaat ederler. Zaten böyle yapmazlarsa Amerikayı memnun edemezler. Onlar dünyanın eşkıyası Amerika olmadan hiç bir güce, hiç bir kıymete sahip değildirler. Tıpkı hapishane ağasının etrafındaki asalaklar gibi.

            Bu yüzden mücahitler Newyork, Washington, Kenya, Yemen, Riyad ve diğer yerlerde olduğu gibi efendilerinin gururunu kırdığı zaman deliye dönerler. Onlar Allah’ın dinini terkedip, Allah dostları ile savaşırlar ve onların nazarında Amerika’dan daha kıymetli hiç bir şey yoktur. Ve bilirler ki – hapishanedeki ahlaksız, aslakların bildiği gibi- eğer efendileri Amerika yok olursa kendileri de yok olacak ve sürüleceklerdir. Çünkü varlıklarının devamı Amerikanın devamına bağlıdır. Tıpkı hapishanedeki ağa taraftarlarının varlıklarının eşkıya ağalarına bağlı olması gibi...

 
 
 
 
« Son Düzenleme: Haziran 18, 2008, 07:02:29 pm Gönderen: Serenity » Logged
İslam Dostu
Robot Yönetici
*****
Offline Görevli

Mesajlar: 3344


View Profile
Re: Ağa Ve Avanesi
« Gönderildi: Eylül 08, 2008, 02:45:42 am »

 
      uyari
Değerli kardeşim sitemize hoşgeldiniz.Siz de sitemize bir katkıda bulunmak için lütfen üye olunuz.Bizler de sayenizde bilgilenelim inşaAllah.Yüce Allah günahlarımızı affetsin.[Allahumme Amin]

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ağa Ve Avanesi
Logged
Buyukdinislam.Com
« : Haziran 18, 2008, 08:59:20 am »

 Logged
ebuammar
İslâm Yolunda
*


Cömertliği: 54

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 35


« Yanıtla #1 : Haziran 18, 2008, 08:59:49 am »

Allah’ın düşmanı Bush, İslam’a karşı haçlı savaşı ilan etmesi ve böylece insanları Amerika karşıtı ve taraftarı olarak ikiye ayırması ile aptallığını zirveye taşıdı. Savaşının İslam’a karşı olduğunu ilan etmekle bize en büyük hizmeti sunmuş oldu. İnsanlar ya İslam taraftarı ya da onun karşıtı eşkıya taraftarı olarak ikiye ayrıldılar. Bu ilan ile ülkemizdeki taraftarları da eşkıya saflarında yerlerini aldılar. Onun nazarında şeref sahibi olmak için ve arkasında saf tutmak için gençleri arıyorlar. Amerikanın isteklerini yerine getirmek, ayakları altında sürünmek, planlarını uygulamak için birbirleri ile yarışıyorlar.

            Yemen; Hava sahasını Amerikaya açtı. Amerika canının istediği gibi davranıyor, bombalıyor, öldürüyor, dilediğini tutukluyor. Ne havada, ne karada, ne denizde Yemenli yöneticilerin hiç bir egemenliği yok. Tek egemen efendileri… Sadece siyasi boyun eğişle yetinmiyor, okullara, üniversitelere Amerikanın istediği programların uygulanması ve öğrencilerin Amerikaya tabi olması konusunda baskı yapıyorlar. Bunun yanı sıra Aden Kilisesini açarak restorasyonunu yaptılar.

            Fas; Küreselleşmeye uygun eğitim vermeleri için mescid imamlarını yargılamakla yetinmediler. Terörle mücadele kanunlarına uygun olarak ve Amerikayı memnun etmek için namuslu genç kızların peşine düştüler. Onları hapishanelere attılar. Sonra üzerlerinde İslam’ın izi olan, kişisel haklarla ilgili kanunlara döndüler. Kendisinde zerre kadar İslam’ın izi olan kanunları -değersiz efendilerinin kanunlarına uygun hale getirerek, kadın hakları adı altında- sildiler ve yok ettiler.

            Ürdün; Yöneticiler bütün bir ülkeye savaş açtılar, katil (domuz) Amerikayı memnun etmek üzere ülkenin şehirlerini viraneye çevirdiler. Delilere, çocuklara hatta ölülere ve şehid olan mücahidlere bile terörist damgasını vurdular. Niçin olmasın ki; Ne şekilde olursa olsun maksat Amerikanın memnuniyeti değil mi? Hatta tanklar ve uçaklar, İsrail’e yönelmek yerine ülkenin şehirlerini ve müslümanların evlerini harabeye çevirse bile…
Sınırları içindeki mücahidleri tutuklamakla ve sürgün etmekle yetinmezler. Efendileri Amerikayı memnun etmek uğruna onlara el-Kaideye üye olmak suçuyla itham eder, her ülkede onları takip eder ve tutuklarlar. Ürdün’ün İsrail’in sınır güvenliğini sağlayan askerlerine gelince; oraya yaklaşmayı düşünen herkesi öldürüler.

            Suudi Arabistan; Davetçileri ve mücahitleri takip edip, kadınlarını örgüt üyesi olmak suçuyla tutukluyorlar ve öldürüyorlar. Hatta Beytul Haram’da, Medine’de ve adanın diğer şehirlerinde… Yaptıkları bunlarla kalmıyor, Suud tağutları bize, ıslah projesi adı altında saldırırken, laiklere ve (sözde) kadın hakları savunucularına sonsuz imkanlar tanıyorlar. Bütün bunlar Amerikanın gözüne girmek için...

            Kuveyt; Yüzlerce mücahid katil Amerika’nın istekleri doğrultusunda zindanlara atılıyor. Şeyh Üsame bin Ladinle akrabalık bağı ortaya çıkan ya da ona sempati duyan herkesi bundan dolayı yargılıyor. Amerika’yı razı etmek için zekat ve yardım komisyonlarına el koyuyor.

            Pakistan; Amerikan uşakları, beş yüz mücahidi tutuklayıp Amerika’ya teslim etmekle övünüyorlar. Ve dini eğitim veren medreselerdeki eğitim sistemini değiştirmek için ciddi çalışmalar yapıyor. CIA ve FBI ajanları Pakistan’ın her bir karışında cirit atmaktadır.

            Endonezya; Dini enstitülerde ders veren hocaları tutuklamakla yetinmiyor, onlara sadece Amerika’yı memnun etmek için el-Kaide üyesi ve terörist damgası vuruyorlar.

            Sudan; Üzerinde cihad akidesinden iz bulunan herkesi sürgün ederek ve tutuklayarak Amerika’ya yaklaşmaya çalışıyorlar. Hatta en alt düzeyde davaya yardımcı olanları bile…

            Suriye ve İran; Irak sınırlarını mücahidlerin yüzüne kapadılar. İsteyerek yada istemeyerek mücahidleri tutukluyor, onlara örgüt üyesi ve terörist olma suçunu yapıştırıyor. Ya hapse atıyor ya da ülkelerine teslim ediyor. Sebep belli… Amerikayı memnun etmek...
« Son Düzenleme: Haziran 18, 2008, 07:02:47 pm Gönderen: Serenity » Logged
ebuammar
İslâm Yolunda
*


Cömertliği: 54

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 35


« Yanıtla #2 : Haziran 18, 2008, 09:00:15 am »

Amerikanın siyasetine ve hizmetine ruhunu adamış olan bütün bu sistemler bunca tutuklamalara, bunca hizmete,  İslam’a ve müslümalara karşı açtıkları bu savaş neticesinde Amerikanın onlara yönelik hiçbir memnuniyeti yoktur. Amerika onların başlarını ezmekten vaz geçmiyor ve onlardan daha fazla hizmet, daha fazla boyun eğiş, daha fazla itaat ve daha fazla ayakları altında sürünmelerini bekliyor. Amerika’nın gerçek halefi ise İsrail’dir. Halef ile yandaşları arasında ne büyük fark vardır.

            Onun Suud rejimine, medyası ve şeyhler meclisi vasıtası ile nasıl baskı yaptığını, nasıl ayakları altında ezdiğini görebilirsiniz. Onun bu küçük düşüren tavırlarından yöneticilerin aileleri, kadınlar ve eşleri de kurtulamıyor. Onlar, kardeşlerimizin kadınlarını Mekke ve diğer şehirlerde takip edip, tutuklamışlardı. Allah’da onların cezasını verdi ve onların eşlerine de onları medya ya da başka şekillerde takip edenleri musallat kıldı.

            Ürdün; Amerika’nın Irak’a saldırısından önce Irak sınırına patriot füzelerini konuçlandırdı. Devlet televizyonunun yayınlarına göre bu füzeler Ürdün’ün düşmanlarına yönelikti, Ürdün’ün hava savunmasını güçlendirmek ve Amerika ile teröre karşı ortak yürüteceği mücadelede kullanılmak üzere oraya yerleştirilmişlerdi. Yoksa İsrail’i Irak füzelerinden korumak için değil.. Asla!! Haşa!!

            Savaşın bitiminden sonra Amerika sanki hiç bir şey olmamış gibi füzeleri oradan kaldırıp çekilirken müttefikinin düşeceği  sıkıntıya hiç aldırmadı bile…

            Pakistan; Pervez’in bütün işlerinin kontrolünü ona  bırakmasına rağmen, yinede Amerika yıllardır onu gelişmiş silahlar üretmekle suçlamaktadır. Diğer taraftan ise Pakistan’ın komşu Hindistan’ın İsrail ile arasındaki gelişmiş silah pazarlığına göz yumuyor. Son teknoloji Falkon Radarları pazarlığı. Bu radarlar uçaklara yerleştirilecek ve Pakistan’ın her karış toprağı Hindistan’ın kontrolü ve gözetimi altına girecek.

            İran ve Suriye’nin Amerika’yı memnun etmek uğruna mücahidlerle savaşmalarına rağmen Amerika yinede onların tepesinden çekilmiyor. Aksine onları cezalandırıyor, ambargolar uyguluyor, gerek nükleer gerekse diğer silahlarla ilgili çalışan kurumlarla ilgili kontrollerini yoğunlaştırıyor.

            Bunca hizmetin üstüne bir de köpeklerdeki pireler gibi ezilmek... Lağım fareleri gibi muamele görmek… (Zalimlerin bazıları da ellerine geçenin bu olduğunu. buğzederek dile getiriyorlar zaten.)
Eskiden Amerikalı ve batılı efendiler yandaşlarını bu kadar açık bir şekilde küçük düşürmüyorlardı. Casuslarının hislerini düşünerek onları perde arkasından yönlendiriyorlardı. Tıpkı kukla oynatıcısının kuklasını perde arkasından iplerle oynatması gibi. Dikkatsiz olanlara kukla kendi başına oynuyormuş gibi gelir. Oysa gözleri açık olanlar –ki bunlar az sayıdadır- perde arkasındaki ipleri görürler.

            İngilterenin Mısır’da hakimiyet kurmasının başlangıcında Kermur’a “Mısır’ı yönetecek misiniz?” diye sorulduğunda, “Hayır Mısır’ı yönetenleri yöneteceğim” demişti. Sömürgecilerin yöneticilere karşı uyguladıkları sinsi tavırlarının ve casuslarının duygularına ve menfaatlerine önem vermeye yönelik tavırlarının bir sonucu idi. Tabii bu Amerika dünya üzerinde egemen tek güç olmadan önceydi.  Bundan sonra Amerikanın casusları çoğaldığı gibi değerleri de düştü. Mücahitlerin Amerika’ya yönelik darbelerinin artması ile bu ifşa oluşlar daha bir fazla arttı. İnsanlar iki kısma ayrıldı... İslam’ın safı ve Amerika’nın çevresinde yerlerini alan gangsterler ve suç ortaklarının safı...

            Bu ifşa oluş, cihad eyleminin daha ileriye yönelmesi, ümmetin düzene girmesi ve cihada teşvik edilmesi için gerçekten çok ama çok önemlidir.

            Eskiden işlerin gizli yürütüldüğü, kimin ne olduğunun bilinmediği zamanlarda, despot sistemlere boyun eğmeyi reddeden mücahit ya da özgür kişilere isnad edilmek üzere bu sistemler casusluk suçunu kullanırlardı. Aslında bu sistemler kendileri Amerikan uşaklığı suçuna boğazlarına kadar batmışlardı. Tabii onlar bunu saklamaya çalışıyorlardı. Amerika’da onlara bu konuda duygularını önemsediği için yardımcı oluyordu.

            Bu gün Amerika dünyaya hükmeden tek eşkıya olduktan sonra ve mücahitlerin darbeleriyle ne olduğu ortaya çıkınca, bu siyaseti terketti ve uşaklarının duygularını önemsemez oldu. Dünya net bir şekilde Amerikanın yanında olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayrıldı.

            Artık her şey karışmaya imkân olmayacak şekilde açığa çıktı. Amerika, uşaklarından kendisine daha açıkça, alenen itaat etmesini istiyor. Aksi takdirde memnun olmuyor.

            Bu cihad ahkâmının bütün dünyada ve müslümanlar arasında –hileleri, sahtekârlıkları aşarak- katettiği mesafelerin bir ürünüdür. Düşman açığa çıktı. Tabiri caizse şapka düştü kel göründü. Ülkemizde düşman taraftarı olanlar ifşa oldu. Karşılarında ise er ya da geç, tağutların tahtlarını devirmek için ümmeti etraflarında toplayacak olan onurlu mücahitler vardır

            Hapishaneyi bilmeyen kişilerin oradaki ağalar ve eşkıyalar hakkında bilmeleri gereken çok önemli bir gerçek daha vardır ki, o da; eğer ağadan bağımsız ve onun gücünü önemsemeyen, cesur bir kişi çıkarak herkesin önünde ağayı küçük düşürecek bir darbe vurursa ağaya, bu darbe o zamana kadar ağaya kin beleyenleri de harekete geçirecek, onlarda her yönden ağaya saldırıp darbeler indirmeye başlayacaklardır. Ta ki gururu yok olup, hakimiyeti yok oluncaya kadar. O zaman ağanın çevresindekiler de dağılıp her biri bir köşeye saklanacak, ortadan kaybolacak ve unutulacaklardır.

            “Kalblerinde hastalık bulunanların :" Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek, onların arasına koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih ihsan eder veya katından bir emir (iş) getirir de içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.” (5, Maide/52)
« Son Düzenleme: Haziran 18, 2008, 07:03:03 pm Gönderen: Serenity » Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.186 Saniyede 25 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.047s, 3q)